Terapi Ücretleri Gerçekten Abartılı mı?

Son günlerde sosyal medyada sık sık terapi ücretleri çok konuşuldu. Abartılı derecede yüksek olduğundan sık sık bahsedildi. Gerçekten de seans ücretleri şehre, ilçeye ve terapiste göre çok fazla değişken. Bazen gerçekten de çok yüksek olabiliyor.

Tabi yüksek ücretleri açıklamak için “Türkiye’de ne ucuz ki, patatesin bile kilosu kaç lira olmuş?” ile başlanabilir. Bu bile tek başına haklı bir argüman olmakla beraber, daha güçlü ve ikna edici açıklamalarım olacak.

Psikoterapist Nasıl Olunur?

Evet önce “Psikoterapist nasıl olunur”dan başlamak gerekiyor. Çoğu insanın yanlış bildiği bir konu var; Psikolog, psikolojik danışman gibi ruh sağlığı çalışanlarının, lisans eğitimlerini tamamlamaları terapi yapabilecekleri anlamına gelmiyor. Psikoterapist olabilmek için lisans eğitimi sonrası uzun süreli ve ciddi eğitimler gerekiyor. Bu eğitimler birkaç yıldan 8–10 yıla uzanan zorlu ve masraflı eğitimler. Ustalık için ise on yıllar gerekiyor. Evet gerçekten böyle, çünkü insan çok karmaşık bir canlı ve lisans eğitimi ile kavranabilecek gibi değil.

Kısaca eğitim sürecinden de bahsedeyim. Psikoterapi tek bir yöntem ile yapılmıyor. Birbirinden çok farklı psikoterapi yaklaşımları var. Psikoterapist olmak için en az bir, tercihen de birkaç psikoterapi yaklaşımı konusunda eğitim almak gerekiyor. Bu eğitimler oldukça pahalı olup tamamlanması uzun yıllar alıyor. Maliyeti de on binlerce lirayı buluyor.

Bu süreç, seçtiğiniz bir psikoterapi alanında yetkin bir kurumdan eğitim almakla başlıyor. Bununla bitmiyor tabi. Sonrasında sürekli olarak hizmet verdiğiniz danışanlarınız konusunda süpervizörlerinize danışmanız gerekiyor. Danıştığınız kişiye süpervizör, bu işe de “süpervizyon” deniyor. Yani temel eğitim sonrası süreç usta-çırak ilişkisi ile devam ediyor. Aldığınız her süpervizyon seansı için de süpervizörünüze yaklaşık bir seans ücreti (bu ücret genelde sizin aldığınızdan yüksek oluyor) ödüyorsunuz. Bunu da işinizde ustalaşabilmek için en az ayda bir bazen haftada bir yapmanız gerekiyor.

Yukarıda bahsettiğim eğitim sürecinin gerçekten sonu yok. (Psikolog olarak 20 yılımı geride bıraktım ama hala eğitim almaya devam ediyorum). Öğrendikçe, öğrenmeniz gereken daha çok şey olduğunu görüyorsunuz. Aldığınız eğitimlerin yanında düzenli olarak da okuma yapmanız da gerekli. Bunun için de ya mesai saatlerinizden ya da özel hayatınızdan fedakarlık etmeniz gerekiyor. Kendimden örnek vermem gerekirse haftada bir gün 20:00 – 22:00 arası süpervizyonla, ayda 2 saatim kendi terapi sürecimle, ayda bir hafta sonum da çeşitli eğitimlerle geçiyor. Kalan zamanda da alanımla ilgili okumalar yapmam gerekiyor. Övünerek söylemiyorum ama sanırım 10 yıldır roman okumadım.

Terapistin Ruh Sağlığı

Diğer önemli bir konu da şu; Psikoterapist de bir insan olduğu için zaafları, travmaları, kör noktaları oluyor. Seanslarda tetiklenmemesi, bu zayıf noktalarını danışanına yansıtmaması gerekli. Yani bir terapistin birine terapi yapabilmesi için kendisinin de psikoterapiden geçiyor/geçmiş olması gerekiyor. İyi bir psikoterapist olabilmek için önemli bir detay bu. Yani yukarıda yüksekliğinden yakınılan terapi ücretlerini, psikoterapistin kendisi de uzun yıllar her hafta veriyor.

Bir diğer farklılık da seans süresinde. Bunu terapi ücretleri ile uzman hekim muayene ücretleri karşılaştırıldığı için açıklamak istedim. Çoğu uzman hekimlerin muayene süreleri oldukça kısa. Örnek vermek gerekirse; bir dahiliye uzmanına gittiğinizde benzer ücret karşılığında 15–20 dakikalık bir muayene, tetkikler sonucunda geleceğiniz 5–10 dakikalık birkaç kontrol yeterli olabiliyor. Ancak bir psikoterapist danışanlarına, bireysel terapi için 50 dakika, çift terapisi için 90 dakika ayırıyor. Ayrıca öncesi hazırlık ve sonrasında da seans notları almak için ekstra bir zaman ayırmanız gerekiyor. Ben çocuklarla çalıştığım için ebeveynlerle ve çocukların okullarıyla da telefon görüşmeleri yapmam gerekiyor. Bunun için yine mesai saatlerim içinde ayrıca zaman ayırıyorum. Bu nedenle bir terapist günde 4 – 6 danışan (sağlıklı olan) ancak alabiliyor. Yani bir psikoterapistin bir günde görebileceği danışan sayısı bir hekime kıyasla çok daha az.

Ofis Giderleri

Bir diğer masraf da ofis giderleri. Bunun içinde kira, personel, faturalar ve vergi giderleri var. En önemli gider de çoğu kimsenin bilmediği vergiler. Kazandığınız para için tamam ama ödediğiniz kira, çalıştırdığınız personel için yani harcadığınız para için bile vergi ödüyorsunuz. Tabi ofis masrafları terapi ücretleri üzerinde çok etkili.

Peki Kamuda İşler Nasıl?

Tabi yüksek psikoterapi ücretlerinin makul bir açıklamasının olması, bu hizmeti almaya ekonomik gücü yetmeyenler için bir şey ifade etmiyor. Kamuda maalesef sağlıklı bir terapi hizmeti sunulamıyor. Bunun sebepleri de hastanelerin hasta yükünün çok fazla olması ve yetersiz personel sayısı.

Kamu personeli olan ruh sağlığı çalışanları kendisini geliştirmek isterse yukarıda bahsettiğim yüksek eğitim maliyetlerini kendi cebinden karşılaması gerekiyor. Tabi olur da bu eğitimlere yatırım yapsa bile sabit ücretle çalıştığı için asla kendisine bir dönüşü olmuyor. Bir de tayin, rotasyon gibi konular da var, onlara hiç girmeyeyim. Bu nedenle kamu personeli ruh sağlığı çalışanlarının büyük kısmı, psikoterapi uygulamak için gerekli çalışma şartlarına ve donanıma istese bile sahip olamıyor.

Tabi yukarıda yazdıklarım kendini geliştirmeye istekli bir psikoterapist için geçerli. Bunların hiçbirini yapmadan da çalışmaya devam eden büyük sayıda ruh sağlığı çalışanı var. Burada psikoterapi hizmeti almak isteyenlerin de seçimlerinde dikkatli olması gerekiyor.

Uzun lafın kısası terapi ücretleri konusunda eleştiri yaparken bu konuları da gözden kaçırmamak lazım.